A török tagadás

A török nyelvben a tagadás kifejezésére három szó is akad.

A két „síma” ‘nem’ a hayır meg a yok [ejt : jok]. Az utóbbi az enyhébb. Néha még megenyhül a legutolsó hangjával (is). Így már csak yo [ejt : jo]. Ezt azonban lehet sokszorozni is !

Kissé udvariatlan csak magában mondani. Illőbb a kérdezett mondat (teljes) tagadását mellé tenni.

A tagadott szó után hangzik a değil.
Többes száma is van : değiller.

De akad még a török tagadásban egy egészen szokatlan ráadás is…

A -ma / -me az igék tagadására… Tulajdoképpen ige-tagadóképző !

Köken

Osmanlı Türkçesi دگل‎ (değil) sözcüğünden devralındı.

Söyleniş

  • (edat): /ˈde.ilʲ/, [ˈd̪e̞ɪ̯ʎ̟]
  • (isim) : /de.ˈilʲ/, [d̪e̞ˈɪʎ̟]

değil (belirtme hâli değiliçoğulu değiller)

  1. (dil bilimicümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyitümleciyüklemiaralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelimeBu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu. — T. Buğra

GÜNCEL TÜRKÇE SÖZLÜK

değil

1. edat İsim cümlelerini olumsuz yapmak için kullanılan bir söz:
      „Ben kımıldayacak hâlde değilim.” – Peyami Safa

2. edat Olumlu ve olumsuz çekimli fiiller üzerine gelerek olumlu fiilleri olumsuz, olumsuz fiilleri olumlu yapan bir söz:
      „Bu anı yaşamıyor değilim.” – Ahmet Hamdi Tanpınar

3. bağlaç Özne veya tümleçleri ayrı ve biri olumlu, diğeri olumsuz iki cümleden birinin yüklemi yerine geçerek bulunduğu cümledeki bir hususu ret, diğerini kabul etmek için kullanılan bir söz:
      „Kahramanlıklarının kendilerine değil millete, orduya ait olduğunu söylerler.” – Ömer Seyfettin

4. bağlaç Birincisi beklenen, ikincisi beklenmeyen bir durumu gösteren ve özne veya tümleçleri ayrı, yüklemleri aynı olan iki cümleden birincisinin yükleminin tekrar edilmemesini sağlayan bir söz:
      „Yalnız Şili’nin değil bütün geri kalmış ülkelerin dramına parmak basıyor.” – Attilâ İlhan

Ossza meg: