Mahya : Ay yazısı azaz a Hold-irat

Mahya: Ay yazısı (Kaynak: Atlas Dergisi 01.10.2025
Minareler arasında göğe asılı gibi duran o kelimeler, zamanın Ramazan olduğunu işaretlerken
bir yandan da eski bir geleneği günümüze bağlıyor, adeta yıldızları yere yaklaştırıyor. Dijital
ışık tasarımı işin içine girse de bir avuç usta geleneksel mahyacılığı sürdürüyor. Atlas, dünden
bugüne mahyacılığı araştırdı, İstanbul’un camilerini dolaşıp şehre mahyaların gözünden baktı,
ustalarla konuştu.   Yukarıdaki görsel: Mahya ustaları Kahraman Yıldız (solda) ve Aziz Tosyalı,
Sultanahmet Camii’nin minarelerine Ramazan’ın ilk mahyasını asıyor. Fotoğrafta
görünmeyen alt şerefede, diğer usta Cemil Buyurgan var. Defalarca çıktıkları minarelerde
işlerine yoğunlaşmışlar. Arkalarında uzanan Nuruosmaniye ve Süleymaniye camileri ile onlara
eşlik eden Beyazıt Kulesi’nin manzarasına artık alışmışlar. Yazı: Tevfik Taş Fotoğraflar: Tolga
İldun Karanlıktır leyla ya, içinde mah olmasa, derdi bizim aksakallar. Geceye “leyli/leyla” ve
ona ışığını veren Ay’a “mah” denen zamanların edebiyatında bu sözler, çoğunlukla sevdayı,
yüceltilesi olanı ve onun zorluklarını iç içe söylerdi. Fuzûlî’nin üslubuyla halk türkülerine giren
dizede, şair sevdiğini hem över, hem kıskançlığını ironiye gizleyerek yazar: “Mah yüzüne bir
nikap çek/ Ben yandım el yanmasın.” Zamanımızın konuşma ve edebiyat dilinde
kullanılmadığı için “nikap”ın “örtü” veya “peçe” olduğunu belirtmek kaçınılmaz görünüyor.

Haliç’ten Yeni Cami ve ardında Ayasofya’nın mahyaları… Camiye dönüştürülmesiyle
Ayasofya’ya da mahya asılmaya başladı. Fakat yönü Sultanahmet Meydanı’na değil, Haliç’e
bakıyor. Bunun sebebi, meydana bakan minareler arasındaki mesafenin çok uzun olması. Bu
yüzden Mimar Sinan’ın yaptığı ve birbirine daha yakın minareler kullanılıyor. Ramazan
orucunun başlamasıyla, özellikle selatin camilerinde (sultanların yaptırdığı camiler)
gördüğümüz mahyaların sözcük kökünde de, mantığında da geceye bir ışık vermek var,
diyebiliriz. İstanbul’da, Üsküdar, Valide-i Cedid, ya da yaygın söylenişiyle Yeni Valide Camii
avlusunda, günümüzde klasik mahya yapımını sürdürebilenlerin handiyse son ustalarından

Kahraman Yıldız’la sohbet ederken biraz da bunları düşündüm. Bir zamanların Divan şiirinde
ramazaniyye diye bir dal vardı. Bu dal içinde mahyalar o kadar güzel anlatılmış ki; örneğin şair
Sâbit, ramazâniyyesinde “Eşkâl-i Süreyyâ-yı felek yeknesak üzre/ Mâhiyyesi her gece bunun
başka nişandır” demiş. Mahyayı, feleğin Süreyya takımyıldızına benzetir şair ama o yıldız
yeknesaktır. Yazısı, şekli değişebilen mahyalar, bu sabit yıldızdan üstündür. “Osmanlı
zamanında mahya büyük süstür elbette” diyor Kahraman Usta, “fakat sadece süs değildir.
Elektrik yok, hoparlör yok. Kentin uzağında oturan insanlar ezanı duymayabilir. Ancak
yükseğe caminin minaresine asılmış mahyalar yanınca anlar ki, iftar vakti de gelmiştir. Çünkü
işin âdeti, iftar ezanıyla yakmaktır mahya kandillerini.”

Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı çalışan mahya ekibi Ramazan boyunca günde bazen iki ya
da üç camide çalışıyor. Şaşırdığımı gören ustalardan Cemil Buyurgan, “Kimi camide yazıları
değiştirmemiz gerekiyor” diyor. Benim kâmilen anlamadığımı gören Kahraman Usta,
“Diyanet İşleri Başkanlığı bize her yıl kendi belirlediği temaya uygun olarak bir yazı listesi
verir: ‘Hak dini İslam’dır’, ‘muhtaca yardım et’, ‘zekât malı artırır’ gibi. Biz bu listeyi camilerin
minare aralıklarının uzunluğuna bakarak taksim ederiz. Böylece her camide oruç ayı boyunca
üç ya da dört kez mahyaları farklı yazılarla değiştiririz.” Valide-i Cedid Camii’nde, gece
bozulmuş bir ampulü değiştirmeye gelmişti ekip. Bundan anlıyorum ki, yazı değiştirmenin

yanı sıra bir de mahyaların acil onarımı için ekip camiler arasında dönüp duruyor.

Sadece ışıkla yazı yazmak değil, yüksekte olmak da zor. Fakat bu işin de güzel yanı, yerin
kalabalığı ve keşmekeşinden nispeten uzaklaşıp yüksekteki sakinliğe çekilmek. Hele burası
Eminönü’ndeki Yeni Cami olunca, aradaki tezat daha da çok hissediliyor Eminönü’nde Yeni
Cami’nin minaresinin merdivenlerini çıkarken, bir zamanların müezzinlerinin sağlam spor
yaptıklarına karar verdim. Günde beş vakit, 300’e yakın basamağı bulunan bu merdivenleri
eğile büküle çıkıp inerse bir insan, başkaca spora gerek kalmaz sanırım. Mahya ustaları
burada “doğruluk cennete götürür” yazısını “namaz dinin direğidir” yazısıyla değiştiriyor.
Aslında ampullerle yeni bir yazı yazıyorlar. Bir harfi oluşturan ampullerle bir yazı sırasını
oluşturanlar ve yazı iki satıra taşıyorsa eğer alttaki satırı oluşturacak olanlar, bir çelik halat
üzerinde ve birbirlerinden 45 veya 60 santim mesafede senkronize ediliyor. Böyle anlatılınca
kolay görünüyor olabilir ama aslında o kadar kolay değil. Matematik, geometri, elektrik bilgisi
ve elbette zanaatkârlık iç içe işliyor.
ESKİ ZAMANLAR, ESKİ USTALAR

Ossza meg: